İZMİR'de lise öğrencileri, deniz kayalarını oyan Akdeniz hurma midyesinin (Lithophaga) biyolojik işleyişini araştırarak böbrek ve safra taşlarının tedavisine yönelik bir çalışma başlattı. Ege Üniversitesi Bentik Canlılar Araştırma Laboratuvarı'nın katkı sunduğu projede, canlının kaya oyma biçiminden hareketle insan sağlığına yönelik bilimsel bir araştırma geliştirilmesi amaçlanıyor. 11'inci sınıf öğrencisi Eylül Uçar, "İncelediğimiz Lithophaga, halk arasında kaya oyan canlılar diye tanınıyor. Bu canlılarla ilgili yanlış bilinen bir nokta var: Kayayı yiyerek beslenmiyorlar. Kayayı oyup içine yerleşiyorlar. İnsanlarda böbrek ve safra taşları görülüyor. Kaya oyan canlılardan faydalanarak bu hastalığın önüne geçilip geçilemeyeceğini araştırıyoruz" diye konuştu.

Sürdürülebilir Kalkınma Gençlik Liderleri Eğitim Programı (SÜGEP) Akademi çatısı altında bir araya gelen lise öğrencileri, deniz kayalarını oyan Akdeniz hurma midyesinin biyolojik mekanizmalarını incelemeye yönelik çalışma başlattı. Öğrenciler, Akdeniz ve Ege kıyılarında bulunan Akdeniz hurma midyesinin mineral yüzeylerle kurduğu biyokimyasal etkileşimleri laboratuvarda inceledi. Ege Üniversitesi Bentik Canlılar Araştırma Laboratuvarı desteğiyle sürdürülen projede, canlının biyolojik mekanizmalarından yola çıkılarak böbrek ve safra taşları üzerine araştırma yapılması hedefleniyor. Çalışmanın sonraki aşamalarında Antalya’nın Kaş ilçesi yakınlarında saha araştırması yapılması öngörülüyor.

'GENÇLERİ GELECEĞE HAZIRLIYORUZ'

SÜGEP Akademi Başkanı Mehmet Umut Dilsiz, projenin doğadan esinlenerek böbrek taşı gibi sağlık sorunlarına yönelik araştırma geliştirme düşüncesiyle ortaya çıktığını söyledi. Dilsiz, "Hurma midyelerinin enzimatik işleyişini çözümleyip, kaya oyabilen canlılardaki bu mekanizmayı insan vücudundaki patolojik durumların tedavisine yönelik bir ilaca dönüştürme fikri projeye temel oluşturdu. Bir eğitimci olarak benim için en önemli nokta da bu. Bu deneyimle gençlerin bir bilim insanının düşünme biçimini, zihinsel işleyişini ve bilimsel araştırmanın hangi aşamalardan geçerek sonuca ulaştığını kavrayacaklarını düşünmek beni mutlu ediyor. Gençleri geleceğe hazırlıyor, gerçek dünyadaki sorunlara çözüm bulmak için doğadan ilham almalarını istiyoruz" dedi.

'SAHA ÇALIŞMALARI YAPACAĞIZ'

Projenin ileride kurulabilecek iş birliklerine açık olduğunu dile getiren Dilsiz, "Küresel ilaç şirketlerinin gençlerin bu tür yenilikçi çalışmalarını destekleyen programları bulunuyor. Böyle bir ortaklık kurulması da mümkün. Çünkü proje önemli bir potansiyel taşıyor. Bu nitelikteki iş birlikleriyle süreç çok daha çarpıcı noktalara ulaşabilir. Gençlere destek vermek isteyen kuruluşlar etki ortağımız olabilir. Ege Üniversitesi Bentik Canlılar Araştırma Laboratuvarı’na ve oradaki bilim insanlarına minnettarız. Gençlerin bilimsel merakını desteklemek için ellerinden gelen yardımı sundular. Laboratuvarda bazı çalışmalar yürütecek, bunun yanında saha araştırmaları da yapacağız. Bu canlıya Antalya’nın Kaş ilçesi yakınlarında bir bölgede rastladık. Orada deniz altında bu canlıların doğal yaşam özelliklerini inceleyeceğiz. Proje gerçekten kapsamlı; yalnızca kağıt üzerinde duran bir çalışma değil. Laboratuvar ve saha çalışmaları, çeşitli analizler ve sentezler yapılacak; en sonunda bir rapor hazırlanarak tüm dünyayla paylaşılacak" ifadelerini kullandı.

ÖĞRENCİLER BİLİMSEL HİPOTEZ OLUŞTURMAYI ÖĞRENİYOR

Projede görev alan 11'inci sınıf öğrencisi Filiz Demiray (17), "Bu canlı, diğer midyelerden farklı biçimde açık yüzeylere tutunmak yerine kayaların içinde yaşıyor. Bu durum, deniz dalgalarının ve denizden kaynaklanan etkilerin ona ulaşmasını engelleyerek korunmasını sağlıyor" dedi. 10'uncu sınıf öğrencisi Azra Su Bölükbaşı (16) da "Küçük yaştan beri tıp alanında çalışmayı hedefliyorum; bu nedenle proje benim için çok değerli. Grup olarak bu projede bilimsel araştırma yapmayı ve hipotez kurmayı öğrendik. Bilim insanlarının düşünme biçimini ve hipotezleri genel olarak nasıl sınadıklarını gördük. Doğadaki biyolojik mekanizmaların insan bedenine nasıl katkı sağlayabileceğini öğrenmek beni özellikle heyecanlandırdı. Proje, biyolojik araştırmaları ve ilaç keşiflerini daha yakından tanımama katkıda bulundu; böylece kariyer hedefimi belirledim" diye konuştu.

'BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ İLGİMİ ÇEKTİ'

Akademik iş birliğini ve planlanan saha araştırmalarını anlatan Naz Makinist (16), "Araştırmayı Ege Üniversitesi Bentik Canlılar Laboratuvarı’nda Doç. Dr. Ertan Dağlı ve Prof. Dr. Alper Doğan’la birlikte yaptık. Bilimsel yöntemleri ve Lithophaga’ların biyolojik özelliklerini bize aktardılar. Lithophaga’ların biyolojik yapısı ilgimi çekti. Antalya’da bu canlıların çevresini ve özelliklerini yakından inceleyeceğiz; projemizin sonunda gözlemlediğimiz bulguları araştırmamıza ekleyerek çalışmayı sürdüreceğiz. Projemizle, doğadan esinlenerek oluşturduğumuz araştırma sorularını karşılaştığımız sorunlarla birlikte ele alıp bu süreci derinleştirmeyi amaçlıyoruz" dedi.

'HEDEFİMİZ DOĞRUDAN İLAÇ ÜRETMEK DEĞİL'

11'inci sınıf öğrencisi Eylül Uçar da amaçlarının doğadan doğrudan ilaç elde etmek olmadığını belirterek, "Doğada karşılaştığımız olaylardan yararlanarak bunları insanlara nasıl fayda sağlayacak hale getirebileceğimizi düşünüyoruz. İncelediğimiz Lithophaga, halk arasında kaya oyan canlılar olarak biliniyor. Ancak bu canlılarla ilgili bir yanlış anlaşılma var: Kayayı yiyip onunla beslenmiyorlar. Kayayı oyarak içine yerleşiyorlar. Besinlerini ise denizdeki mikroorganizmalardan ve organik atıklardan sağlıyorlar. İnsanlarda böbrek ve safra taşları oluşuyor. Kaya oyan canlılardan yararlanıp bu hastalığı önlemenin mümkün olup olmadığını araştırıyoruz" diye konuştu.